Fransa'nın Türkiye'ye karşı stratejisi: kayıplar ve tepkiler


Fransa, Türkiye'nin bölgedeki etkisini azaltmaya yönelik çabalarında önemli kayıplar yaşadı. Macron'un döneminde…
Fransa, 2009 yılında NATO'nun askeri kanadına dönüşü ile birlikte Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz ve Orta Doğu'daki artan etkisini dengelemek amacıyla çeşitli stratejiler geliştirmeye başladı. Ancak bu süreçte, Türkiye'nin diplomatik ve askeri girişimleri Fransa'nın bölgedeki etkisini ciddi şekilde zayıflattı. 2008 yılında yaşanan Rusya-Gürcistan geriliminde, Türkiye'nin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki girişimleri, Fransa'nın o dönemdeki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'yi gölgede bıraktı.
Emmanuel Macron'un Cumhurbaşkanlığı döneminde Fransa, Türkiye karşısında kayıplar yaşamaya devam etti. Özellikle Batı Afrika'daki sömürgecilik karşıtı dalga, Fransa'nın Mali, Nijer ve Burkina Faso gibi ülkelerdeki askeri varlığını tehdit etti ve bu ülkelerden çekilmek zorunda kaldı. Bu boşluğu dolduran Türkiye, insani diplomasi ve savunma anlaşmaları ile bölgede etkinliğini artırdı.
Libya'daki iç savaşta Halife Hafter'i destekleyen Fransa, Türkiye'nin bu süreçteki başarısı ile bölgede etkisini kaybetti. 2020 yılında Azerbaycan’ın Türkiye'nin desteği ile Ermenistan'a karşı kazandığı zafer, Fransa'nın Güney Kafkasya'daki konumunu da zayıflattı. Türkiye'nin Suriye'deki PKK uzantısı YPG'yi destekleyen Fransa, Suriye hükümetinin harekatı sonrasında bu alandaki gücünü de yitirdi.
Son dönemde Fransa'nın Türkiye'yi çevreleyen bir agresif politika izlemesi dikkat çekiyor. Fransa ile Yunanistan arasında imzalanan yeni savunma anlaşması, Fransa'nın Güney Kıbrıs'taki kalıcı askeri varlığını pekiştirdi. Bu anlaşma ile birlikte, Fransa'nın Kıbrıs'taki askeri varlığı ve Rum ordusuna sağladığı askeri destek, bölgedeki dengeleri sarsma potansiyeli taşıyor.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Fransa'nın bu askeri varlığını eleştirerek, bu tür adımların bölgedeki güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Fransa'nın Kıbrıs'taki askeri varlığının kalıcı hale getirilmesi, uluslararası hukuk açısından da tartışmalı bir durum oluşturuyor. Fransa'nın bölgede izlediği bu agresif politikalar, Türkiye ile olan ilişkilerini daha da karmaşık hale getiriyor.