Hadiste, Peygamberimizi görmeden iman edenlerin en üstün iman sahibi olduğu belirtildi.
Hz. Ömer (ra) anlatıyor: "Peygamberimizle (sav) otururken bizlere sordu, 'İman edenler arasında en üstün imana sahip olanlar kimlerdir? ' Sahabeler saydılar: Peygamberler, melekler, şehitler... Peygamber Efendimiz (sav) 'Evet onlardı. Ama ben onları kastetmiyorum' dedi. Ashab, 'Ya Resul Allah, onlar kimlerdir? ' diye sordu. Peygamber Efendimiz (sav) 'Onlar atalarında meknuz (gizli, saklı) kimselerdir. Yani daha dünyaya gelmemiş kimselerdir. Benden sonra gelecekler ve beni görmedikleri halde bana iman edecekler. Kur'an okuyup, onunla amel edecekler. İşte en üstün iman sahibi onlardır' buyurdu. "
Peygamberimiz (sav) bir hutbesinde de şu uyarılarda bulundu: "Ey insanlar, sanki ölüm bizden başkasına yazıldı. Sanki ölenler kısa süre sonra bize geri dönecekler. Miraslarını dünyada ebedi kalacakmış gibi yiyoruz. Nasihatleri unuttuk. Musibetlerden emin olmaya başladık. Kendi ayıplarımızı bırakıp, diğer insanların ayıplarıyla uğraştık. Allah için tevazu gösterin. Günaha düşmeden, malınızdan infak edin. Hikmet ehliyle oturup kalkın. Zayıf ve yoksullara yardım edin. Malın fazlasını infak edin. Fazla konuşmayın. Sünnetime sarılıp, bidatlere düşmeyin. "
Süfyanı Sevri (ra), Caferi Sadık (ra) ile arasında geçen konuşmayı şöyle aktardı: "Bir gün Caferi Sadık'a gittim. Bana nasihatte bulun dedim. O da şunları söyledi: 'Yalancının mürüvveti olmaz. Hasetçi kimse rahat yüzü görmez. Cimrinin dostluğu olmaz. Duygusuz kimseden kardeş olmaz. Kötülerde edep bulunmaz. Haramdan geri dur, abid olursun. Allah'ın verdiğine razı ol. Günahkarlarla arkadaş olma. Babam bana dedi ki: Kötülerle arkadaş olma. Kötü yerlere girip çıkan töhmet altında kalır. Diline sahip ol. Diline sahip olmayan pişman olur. Öfke her şerrin anahtarıdır, öfkelenme. Hayırlı kişi çalışıp geçimini kendi temin eder, kimseye yük olmaz. Sıla-ı rahmi terk etme. '"