Türk-Abd İlişkilerinde Yeni Dönem: Sorun Çözerken Yeni Sorun


ABD ile Suriye ve Halkbank davasında çözüm yolunda adımlar atılırken CAATSA yaptırımları gündemde.
Türkiye ile ABD arasında yıllardır süren gerilimli konularda son dönemde önemli gelişmeler yaşandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın lider diplomasisi ve reel politiğin dinamikleri sayesinde Suriye sahasında SDG adı altında örgütlenen PKK/YPG dosyasında kritik bir aşamaya gelindi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, 9 yıl sonra Suriye'den çekilirken, bu dosya Türkiye'ye emanet edildi. YPG'nin Suriye Ordusu'na entegrasyonu çabaları ve DEAŞ'lı teröristlerin Irak'a nakli gibi birikmiş pek çok mesele çözüm yoluna girdi.
Halkbank Davası da benzer şekilde neticelendi. FETÖ kumpası ile şekillenen ve Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyen Amerikalı yönetim artıklarının kullandığı bu koz ellerinden alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sabırlı, kararlı ve ikna edici siyaseti burada tartışmasız başarılı oldu. Dönemin Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan'ın hakkı teslim edilirken, hukuki mücadelede seçilen yöntemin isabeti de ortaya çıktı.
Ancak geriye hala çözülmesi gereken önemli bir dosya kalıyor: CAATSA yaptırımları. ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası dayanak gösterilerek Türkiye'yi hedef alan haksız uygulamalar, müttefiklik bağını zayıflatıyor. NATO, kendi geleceğini yeniden tayin etmek için 7-8 Temmuz'da Ankara'da toplanacak. Bu zirve, cezalandırıcı düzenlemelerden vazgeçilmesi için tarihi bir fırsat sunuyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ifadesiyle Türkiye, S400 hava ve füze savunma sistemine endeksli krizin aşılması için yaratıcı çözümler geliştiriyor. Zaten parası ödenmiş F35 savaş uçaklarının teslimi ve Ankara'nın bu programın üretim ayağına dönmesi de zaruret arz ediyor. NATO Zirvesi sonuç bildirgesine müttefikler arası yaptırımların kaldırılmasına ilişkin bir madde eklenmesi, ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasını sağlayabilir.